deneme yazıları , şiirler , makaleler
Komik resimler ve ilginç resimler . Çok gülecekseniz :-)
komedidunyasi.com
Linux Apache Mysql Php
www.lampforweb.com
İş ilanları - çeşitli sektörleden iş ilanlarına ulaşın
www.elemanonline.com
Yemek Tarifleri , tatlılar, diyet yemekleri, yöresel yemekler
www.3kz.net
Siz de Ekleyin
SSS
İletişim
Reklam
 
En Çok Okunanlar
Mektup
Nefesimsin
DÖN DURMA
Sen Gidince Anl..
Yalnızlık Korku..
SANA SEVDAM D..
AŞK YAĞMURU
Dayanmam Lazım ..
Bir adam sevdim..
KIR ÇİÇEĞİ
Gözlerimdeki çi..
Sen Bilirmisin?
BAKARAK ENGİNLE..
Düş! Düşsüzlüğü..
BÜTÜN SEVGİLERİ..
 
Son Eklenenler
EMSAL
MERHABA
Sen Bilirmisin?
Yalanmis nasild..
kerım ve tugba
benden selam
BEKLEMEK
Alaycı Sevgilim
sesizlik
İLK BAHAR BARİL..
Bir dost bulama..
Alçak Sadakat
MUTLULUK
Yoksun artık.....
ZALİM
Hayal et ve bek..
Sitemim var mar..
HAYAT
GİDECEKSİN
gün gelir

TÜRK KADINI

TÜRK KADINI
Başlamadan önce şu ayrımı yapmalıyım: yazıya konu olacak kadını dönemsel olarak ayırmam gerekiyor. 1970’den günümüze kadar olan ( özellikle 80 sonrası jenerasyon ) kadını irdeliyorum. Ve tabii ki de Özgürlük Savaşı’nda sırtında mermi taşıyan, kendi ekmeğini askerine veren, şalvarından askerin yarasına yama yapan kadına değil sözüm. Engelli oğluna ya da eşine hiç hayıflanmadan sevginin gerçek anlamıyla bakan, hizmet eden kadına, 40 derece altında tarlalarda,sabahtan akşama kadar çalışan kadına,çıkarsız ve koşulsuz seven, evladını yaşlılık poliçesi gibi görmeyen gerçek anne kadına, kendi rahatlığı kadar başkalarının rahatlığını da gözeten kadına, bana her şeyden şüphelenmemi ve sorgulamamı öğreten öğretmen kadına, kendisini tanıyan ve ne olduğunu gerçekten bilen kadına, spritüel ve bilinç düzeyinde bir adımı olan kadına DEĞİLDİR SÖZÜM. Sen, ister profesör ol, ister holding başkanı, ister rock’çı ve istersen de orospu! SÖZÜM SANADIR.
Günümüz Türk Kadını … Sevmiyorum seni, hiç sevemiyorum. Attila İlhan bile seni sevmemişken, ben nasıl sevebilirim? Üstat neden “olamayan kadınları” sevmek zorunda kaldı?
Açıklayayım…
Çünkü sen bencilsin ( egosal bilinç düzeyinde olan her insan bencildir). Sen sevginin, sadece senin sınırların dahilinde sirküle etmek olduğunu sanıyorsun. Dün gece, benim için ölebilecekken; bugün, nasıl benden nefret edebiliyorsun? Nasıl bu kadar sinsi, açgözlü ve akılsız olabiliyorsun? Tutunduğun tek dal sevgi(!). Sözde, sevgiyi arıyorsun; gerçek aşkı. Oysa ki, sen, daha sevginin ne olduğunu bile bilmiyorsun. Bilmediğin bir şeyi nasıl arayabilirsin? Zaten başlı başına bir illüzyon olan dünyada, sen de kendine yeni bir illüzyon oluşturuyorsun. Yakışıklı olduğum sürece; çağrılarına cevap verdiğim, özel (!) günlerini unutmadığım, seni dünyanın merkezine koyduğum, hoş bir hatunla sevişmediğim, kilolu ve koca götlü olduğunu söylemediğim, dizi seyretmekten ve senin de izdüşümü olduğun boş insanları örnek almaktan başka bir şey yapmadığını söylemediğim, kokuşmuş sistemden aldığın belgeler, diplomalar, akademik ve sosyal ünvanlarının, seni akıllı, idraklı ve bilir yapmadığını söylemediğim sürece sen beni seversin. Senin sevgi anlayışın bu. Benim için ölmek en kolay yol güzelim.Aslolan benim için yaşamak. İtirazlarının çığlığı o kadar tiksinç ve tırmalayıcı ki, kulaklarım böyle bir sesle deneyimlenmedi şimdiye dek.
İktisat bilimindeki “arz-talep” ilişkisini sanırım bilirsin. Arz, talebi aştığında fiyatlar düşer. Aksi durumda ise fiyatlar yükselir. Seni bu biçime biz soktuk.Fizik kanununa göre “ içi boş cisimler, en çok ses çıkarır”. İşte biz seni hep içi boş bıraktık. Sen sadece ses çıkartıyorsun. “Yaban” romanının yazılışından bu yana değişen tek şey; artık şalvar yerine poponu sarıp sarmalayan kot giymendir.
Arzımızı arttırarak seni fiyatını yükselttik. Senin karşında hiç kendimiz olamıyoruz. Seni düzebilmek için, bırak düzebilmeyi, seninle sadece sohbet edebilmek için bile mütemadiyen yalan söylemek zorunda kalıyoruz. Çünkü sen gerçeklere tahammül edemiyor ve bir türlü de idrak edemiyorsun. Sen hep pembe pancuru ve ego’nu besliyecek besini istiyorsun. Ama güzelim sen bana “ aşkım, kilo almış mıyım?” diye sorduğunda. “Ne alakası var bitanem,süpersin” diye cevap vermek istemiyorum. Gerçeği söylemek, kıçının ne kadar büyüdüğünü, üzerinden de marshal boya ustasının geçtiğini söylemek istiyorum.
Evet arzımızı arttırdık, en çirkininize ( dünyada güzellikte,akılda ve sekste en sondasın ) bile 100 adet , romantik ve duyarlı görünümlü, aslında sadece salyalar akıtarak, fotosentez yapan “Abaza” düşüyorsa, senin, kendini Ürdün prensesi sanmaman “paralojik” olurdu.
Tasavvur et, edebiliyorsan; sana, bir erkek bile hiç gülümsemese, dokunmasa, amiyane tabirle “pas” vermese, sen, onun mavi gözlü olmasını, uzun boylu olmasını, zengin olmasını, marka giyinmesini, çok yakışıklı olmasını isteyebilir miydin? Sen, o durumda, o erkeğin sana bir dokunuşu, gülümseyişi için dahi canını vermeye hazır olurdun. O dokunuş ve gülümseyiş senin için ilahi bir konçerto olurdu.
Ben senin bildiğin kadınlardan değilim denilen bir ortamda, sen, tam da benim bildiğim kadınsın. Herkesin “farklıyım” diye fark yaratmaya çalıştığı bir ortamda, herkes aynı. Herkes senin gibi. Yalnız değilsin.Tek fark : acizlik boyutunun dışavurumunda tecelli ediyor. Sen, farkını saçını kızıla boyatıp, diline ve klitorisine piercing taktırarak, beline de gitarı asarak göstermeye çalışırken, bir diğeriniz ise “ zor kadını” oynayabilir. Fakat bu çok komik; bir farenin uçabilmesi gibi bir şey.
Sen tüm ilgiyi, övgüyü, bakışları, sevgiyi(!) üzerinde istiyorsun. Bırak dünyanın merkezini, evrenin merkezi olmak istiyorsun. Ne kadar zavallıca! Dişiliğin ve şuhluğunla kendine bir erkek bulmuşken bile, hala tüm erkeklerin seni arzulamasını istiyorsun. Sen, o kadar ikiyüzlüsün ki, sen bile zaman zaman hangisinin gerçek yüzün olduğunu anlayamıyorsun.. Sen benim kucağımdayken, nişanlınla romantik konuşmalar yapabiliyorsun. Sen, içine girilen üç delikten asıl önemlisini muhafaza ettiğin için övünebiliyor,gizli bir hoşnutluk duyabiliyor ve kendini temiz sayabiliyorsun. Şimdi sen karşımda çırpınıyorsun büyük bir hiddet içinde, zavallı sen, zavallı ego’nun esiri olan sen: “hayır, ben öyle değilim. Bu bir hakaret” diye kinleniyor ve taş atıyorsun aynaya. Unutma ben sadece seni aynanım. Gündüz gitar çalıp, akşam da pekala “saksafon” çaldığını biliyorum. Ben içimden nicelerini öldürmek istemişimdir; sen de öyle, o da öyle. Peki bunu Hitler sesli söyledi diye diktatör, sen ve ben ise insan meleği oluyoruz, öyle mi?
Sana söylüyorum, ben, “ güç istemine” hizmet ediyorum. Ve bunun ayırdında olduğum için de güç bende. Dünyadaki tüm güzel ve seksi kadınları düzmek istiyorum, tüm şaraplardan tatmak, tüm meyvelerden yemek istiyorum. Ben, bunu kendime itiraf edebiliyorum. Kendimin ne olduğunu biliyorum. Nietzche’yi seviyorum. İnsan alt edilmeli.Nazım’ı, A. Kaya’yı,A.İlhan’ı Caumus’u ve Tolstoy’u seviyorum. Ya sen kimi, neyi seviyorsun? Özcan Deniz, Gülben Ergen, Petek Dinçöz, Gökhan Özen, M.Çoşkundeniz,İ.Aydın’ı, değil mi?
Üniversite mezunu bir kız arkadaşım, seviştiğim, tüm sevgililerimi, benimle seks yaptıkları için bir orospuyla eşdeğer görüyor. Neden? Çünkü kendisini öyle temiz (!) görüyor ki, belki de mastürbasyon bile yapmıyor. Bir diğeri, sevgilimize jartiyer almamızı anlamakta güçlük çekiyor. Yakışıksız ve normal olmadığını söylüyor. Oysa kendisi g-string giyiyor.
Beni düzeceksin ama düzdüğünü bana ifade etmeyeceksin. Zımni antlaşma bu !
Senin de izdüşümü olduğun bir ünlü model (!) bir gazeteye röportaj veriyor. Modellerin ve sarışınların “boş” olmadıklarını tanıtlamak gibi bir içgüdüleri var, biliyorsun. Bu kadın da boş olmadığını göstermek için okuyup da asla anlayamayacağı, Freud ve Nietzche’yi kullanarak kanıtlamaya çalışıyor. Roportajcı ( C Takımı şaklabanı) da bu isimleri duyunca çok şaşırıp, bu kadının boş olmadığını bize, biz gerizekalılara anlatmaya çalışıyor.
Abi Freud’u okudum. Adam sapık abi…her şeyi ona indirgemiş. Burada söyleyemeyeceğim, çok utanıyorum.
Söyle kızım , nedir?
Şey abi… hani o şey…şey abi. ( sanki hiç görmemiş edası, oysaki saksafonda uzman!)

Peki Nietzche’ye ne diyorsun?
Abi o da yaramaz adam. Çok sapkın düşünceleri var, delinin biri.
Okuyorsun ya, senin de izdüşümüm olduğun temsilcin ne kadar entelektüel(!) ve akıllı(!). Ben bu kadının ve senin Nietzche’yi anlamasını beklemek gibi bir saflık içerisinde zaten değilim. Keza sen ve o kadın onu anlayamadığınız için o Nietzche, sen ve o kadın değil. Bir fareye uçmanın ne demek olduğunu anlatmak gibi bir şey, Nietzche’yi sana anlatmak.
Devam ediyoruz…
Abi sağolsun…. Beni temiz teslim etti. ( kendisinin bir koli ve seks objesi olduğunu kabul ederek)
Anlamadım kızım?
Şey abi..yani, bakireyim.
Bakire olduğu için kendini temiz addediyor modelimiz, ne şirin! İçindeki ve beynindeki kokuşmuşluk, cahillik ve bilinçsizlik çöplüğündeki tüm mikroplara rağmen,hala, nasıl “temiz” olabiliyorsun? Peki, senin mantığınla gidelim. Herhalde sadece sarılıp uyuduğun adam kendi kendine mastürbasyon yapmamıştır o süreçte. Keza onu yapacak olsa, seninle ne işi olur! Diğer iki içine girilen deliğe girilmişken, hala, ön kapın kapalı diye, kalenin zaptedilemeyeceğini nasıl düşünürsün?
Bilimsel jargonda “vajina” , senin ve benim aramızda ise “amcık” dediğimiz şeyin zırhla çevrili olması senin “temizliğini” göstermez. Şair demiş ki : “ Bendeki bu aşk olmasa, güzelliğin beş para etmezdi”. Ben de onu şöyle diyorum : Sen de bu amcık olmasa, yüzüne bakan olmazdı.
So ı open my door to my enemies
And ı ask could we wipe slate clean
But they tell met o please go fuck myself
You know you just can’t win
Pink Floyd
Evet türk kadını sen “bu” sun. Kafamın ve dilimin yetersizliğinden kağıda dökemediğim birçok düşüncem daha var. Ama bu düşüncelerimi bilenler az-buz değil.
Sen şimdi tüm acizliğinle bir de bana itiraz edersin. Bunların bir “gerçeklik” olmadığını, sadece benim “görüşlerim,yorumlarım” olduğunu söyleyeceksin. Ya da en iyimser söyleminle, bunları genelleyemeyeceğimi söyleyeceksin. Peki,tama genellemiyorum; fakat “ezici çoğunluk” diyorum. Ve ego’na, bu çoğunluğun dışında olduğunu inandırmaya çalışmadan önce, dön ve kendine bir bak. Nesin sen? Bu “aynanın” gösterdikleri gerçekten doğru mu, diye sor kendine. Ve en azından kendinle baş başayken cesur ol ve gerçeği kabullen. Sen “içgüdüsel” bir varlıksın. Sen egosal bilinç düzeyinde yaşayan bir hayvansın. Tabi ki de bu satırların yazarı sana “egosal bilinç düzeyinde” aynalık yapıyor. Ben, senin salt egodan ibaret olmadığını fark etmeni, sen’in ego olmadığını görmeni istiyorum. Sen ego’nun esirisin. Sen “kimlik” ve “dışsal uyuşturucular” olmadan mutlu olamasın.. Ve sen mutlu olamadığın sürece ben, seni sevemem türk kadını. Sen, aynadaki görüntünü kabul etmedikçe acılar çekmeye, sıkıntılar içinde olmaya devam edeceksin. Hep bir tatminsizlik içinde olacaksın. Sevgilin doğum gününün unuttuğunda acı çekeceksin. Arzulu olduğun bir gecede, kocan seni düzmek istemeyince kendini hilkat garibesi gibi hissedeceksin. Birileri seni sevdiğini söylemediği sürece “ ben sevilecek biri değilim, kimse beni sevmiyor” diye acılar ve karanlıklar içinde olacaksın. Oysa ki mutluluğun, sevginin ve değerin “içten” geldiğini, her şeyin özünün “bir” olduğunu bilen kadınlar var. Onların, senin gibi sinsiliklere ve ikiyüzlülüğe, makyaja, övgüye, çiçeğe, dünyanın merkezi olamaya ihtiyaçları yoktur. Onlar “şimdi” de tüm farkındalıklarıyla olup bitenin ayırdındalar. Ego ve hislerini dışardan görebiliyorlar. Onlar her şeyi “olduğu” gibi kabul edebiliyorlar. Düzüşmek arzularının farkındalar, rüzgarın yüzlerini okşamasının farkındalar. Onlar “şimdi” den başka bir zamanın olmadığının da farkındalar.
Sen zavallı aciz türk kadını! Sen masum değilsin. Her sözünün ve davranışının arkasında gizli bir sinsilik yatıyor. Kıçını sergileyen kotun, göğüslerinin kıvrımlarını teşhir eden body-n olmadan sen, bir hiçsin. Keşke şeffaf olabilsen, keşke kendin olabilsen. “kendimi rahat hissetmek için makyaj yapıyor ve mini giyiyorum” demesen. Çünkü bu deyişinin arkasındaki asıl gerçeği görebilen insanlar var. Yesinler rahatlığını. Sakın onun ardındaki mesaj “ dünyanın en seksi kadını benim, hey erkekler, görün bu sütun bacakları da salyalar akıtın, düzün beni” olmasın?
Senin bu sahtekarlığına dayanamıyorum ! Senin aklın sevgi(!)de, benim ise hep “orda”, değil mi? Güleyim, hatta sen de gül, git kendine içki koy ya da ağla. Dünyayı oluşturan erkeklerdir ve her şey seni düzebilmek için oluşturuldu. Ekonomi, sanat, aşk, evlilik hep seni düzebilmek için var. Sen düzülmeyi her şartta isterken, sadece evlilik(!) çerçevesinde bunu ifa ediyorsun. Kutlarım seni, vajinanı, bir silah olarak, iyi kullanıyorsun. Oysa sen içine girilen, ben de içine girenim. Hepsi bu !
Seni Attila İlhan bile sevmemişken, ben nasıl severim ey türk kadını !
There is no hope for you. You are in darkness

Ekleyen : İBRAHİM Tarih : 22-04-2006 3518 kez okundu
Deneme yazıları hakkında
Deneme
Deneme yazıları'nın tanımı
Denemenin gelişimi
Deneme çeşitleri
Türk edebiyatında deneme
 
Şiirler hakkında
Şiirin tarihi
Şiirin tanımı
Şiir türleri
 
Rastgele
ADIMI camlara Y..
Mafya ve Siyase..
İstanbul Hoyrat..
SAVAŞTA ÖLEN Bİ..
Adım Adım Ask
Sevdiğime
AŞKIMA(SAMİ'M)
GİTMEDİN HİÇ
KİM
sevdim
Sor kendine ben..
Söyleyin Ağlama..
DÜŞÜNCENİN AVLU..
ANADOLU
Derinlere yolcu..
 
Destekleyenler
is ilanlari
is ilani
Fore Kazik
testler
is
Yemek Tarifleri
insan kaynaklari
eleman
Dekor Aktif
 
Anket

Sitemiz hakkındaki görüşleriniz

Güzel 13284
Fena değil 6423
İçerik yetersiz 3790
Kötü 7103


Toplam Kullanılan Oy = 30600
 


Tüm yazıların tüm hakları yazı sahiplerine aittir.Yazıların içeriği ile sitemizin hiç bir ilgisi yoktur .

Sitemizdeki

deneme yazıları , şiirler

veya makaleler yazı sahiplerinden izinsiz kopyalanamaz.

www.yolcu.org - 2005-2008
[ Deneme yazıları, şiirleri, makaleleri, şiir türleri ni sitemizden okuyun. ]
Yolcu

| güzel siteler |