deneme yazıları , şiirler , makaleler
Yemek Tarifleri , tatlılar, diyet yemekleri, yöresel yemekler
www.3kz.net
İş ilanları - çeşitli sektörleden iş ilanlarına ulaşın
www.elemanonline.net
özel ders sitesi
DersVerir.com
Linux Apache Mysql Php
www.lampforweb.com
Siz de Ekleyin
SSS
İletişim
Reklam
 
En Çok Okunanlar
Mektup
Nefesimsin
DÖN DURMA
Sen Gidince Anl..
SANA SEVDAM D..
Yalnızlık Korku..
AŞK YAĞMURU
Bir adam sevdim..
Dayanmam Lazım ..
Sen Bilirmisin?
KIR ÇİÇEĞİ
Gözlerimdeki çi..
BÜTÜN SEVGİLERİ..
Düş! Düşsüzlüğü..
BAKARAK ENGİNLE..
 
Son Eklenenler
EMSAL
MERHABA
Sen Bilirmisin?
Yalanmis nasild..
kerım ve tugba
benden selam
BEKLEMEK
Alaycı Sevgilim
sesizlik
İLK BAHAR BARİL..
Bir dost bulama..
Alçak Sadakat
MUTLULUK
Yoksun artık.....
ZALİM
Hayal et ve bek..
Sitemim var mar..
HAYAT
GİDECEKSİN
gün gelir

En kötüsü de bu biliyor musun?

O gülüşün…
–sımsıcak- sanarak…
Ardımda sakladığım eskittiklerime bakıyorum.Eskittiklerimize.O koca hiçliklere.Aldanışlık?Kim bilir?
Çok eski zamanlardan bu günlere uzanan baş harfi değil adımı kazığın o bank geliyor aklıma..Hiç unutmadım ki…(Her zaman derim ya ilkelliğimi bozuyorsun, işte bak yine yaptın yapacağını.)Bunları yazıyorum her zaman sebep ve neden bulamayarak ve sorarak.Bazı insanlar içeriği, konusu belki de o kadar önemli olmayan bir şeyler anlatırken sıra gelmiş, sanki kalıplaşmış cümleler kurarak başlarlar anlatmaya hayatları içerisindeki birtakım yaşadıklarını..Ve bu da insanı tamamen olumsuz olarak etkileyen bir olaysa o zaman her şey değişir ve söylemek istediklerimin önemi yinelenir belkide.
‘‘En kötüsü de ne biliyor musun’’? diyerek başlar.İşte bu o cümle.


‘‘Bak yine o ağacın gölgesinde seyreyliyorum gül cemalini’’..


Hayat senin ve benim için nerede başlıyor ve nerede bitiyor?Bu soruyu binlerce kez sordum!
Bu kırışık, bu mahcup, bu yorgun, bu ezik, bu demokrat, bu yansız yalın yüreğime.Sen ve sensizlikle dolu bir yola giren kapı açıldı her defasında.Saatlerce susmak yetmiyor bazen;günlerce (bu da değil) haftalarca sustuğum; içimdeki o benleri susturduğum zamanlarım oluyor.

‘‘Yoksun!.. yüzünün yarısını giderken almayı unuttuğun avuçlarım artık buruk, kokuyor kirlettiğin o zehirden ötürü’’…kim söylemek ister ki bunları dili geçmiş zamanlarda yaşattığı o buğuya?.
Kızıp gitmeler..Ana avrat sövmeler derken…Hayatımın o bekleyişi içinde buluyorum kendimi.Binlerce kez işte bin birinci kez ilkelliğimi bozdun.Yine!Şimdi silkeliyor ruhumun üzerine bırakmış olduğun yapışmış o tozları ellerim.
Düşünüyor, gülüyor...
Gülüyor, düşünüyor…
Bir düşünüyor bir gülüyor..
Bir gülüyor bir düşünüyorum.
Gülerek düşünüyor..
Düşünerek gülüyorum…
Düşünme-Gülme halleri içerisindeyim ve bundan alı koyamıyorum kendimi.
İşte sensizliğimin üçünü yıl dönümü kutluyorum.
Yıl dönümün kutlu olsun.Ey! Yüreğimin yarım kalan özlemi..
Sevinci!..
Özgürlüğüm!..
Ülkemin adını bile karartan insan.

Devam ediyorum Bolu 2005

Karşı binadaki o kadın ‘‘Zavallı kız! Birbirine soktu her yanı..Acaba bir şey mi oldu?Acaba çok şey mi oldu? diyerek bakıyor.
Sorun ne? Ne oldu? diyor diğer binadaki kadın camdan bağıra bağıra.Birden (sayısı on iki-on üçü geçmeyen) kadın, çocuk, adam kafası kendini yerden yere vuran; kitap,yastık, yorgan eline geçerse karşı duvarda birbiriyle yan yana konmuş iki gözlü dört kapaklı lila renkli dolaba fırlatan o kıza bakıyor.Dolapta ses yok..Sanırım dolabın ısrarla sustuğundan olmalı daha da öfkeleniyor kız.Bu kez daha şiddetli vuruyor eline geçenleri.Yetmiyor!Üzerinde nefes almasını engelleyen –sanki boğan onu- kırmızı kalınca, şapkalı polar dedikleri hırka tarzı kıyafeti ona saldırıcasına üzerinden çıkartıp ayaklarının altına alıyor.Kendisini seyreden bu insan kalabalığının farkında ama farkında olmak da istemiyor.Kafasını kaldırıyor ağır ve yorgun bedeninden.Duvara vurduğu ve dağılmış not defterine gözü ilişiyor.Defteri karıştırmaya başlıyor.Ne okumak istediğini bilmeden aslında okuyacak yada bakacak şeyin ne olduğunu bilmek istemez gibi sayfaları karıştırıyor.Birden bir şey takılıyor gözüne bir fotoğraf.
Benzetmelerden uzak kalmış bu fotoğrafta bir gülümseme bir tını saklıydı sanki.Fotoğrafa dikkatlice bakıyor.Gülen gamzeli bir sol bir yanak, bunu tamamlayan hafif çekik gözler ve uzun kirpikler.Hiç birini umursamadan aldığı yere koyuyor fotoğrafı.Duraklıyor bir süre.Sonra tekrar eline alıyor ve uğruna rezil rüsva ettiği fahişe hayatı avuçlarının arasında kalıyor.Yumruğunu sıkıyor.Bu acı, bu buğu, bu içinde kendini oradan oraya vuran bu yürek ne zamanları geride bırakmış diye düşünüyor.Yanakta bir gamze, burnun bittiği yanağın başladığı o çizgi arasına sıkışmış beklide yıllardır orada boğuşan bir ben.Kendine gelmek istemiyor gibi gülüyor.Bu halinden o da korkuyor, korktukça çok gülüyor.
İşte bu kez ömrünü vermeye hazır olduğu adam için…Bu kez tekrar bunun için bir kez daha kendinden geçiyor.Biraz sonra en kötü günlerinde yanında olan arkadaşlarından en güzel günlerinde bir çıkar uğruna yanında olan insanlara kadar herkes geliyor duydukları bu gürültüye.Tek başına kalmak istiyor, odaya girenleri elleriyle hayatından atmak istercesine kapının dışına atıyor.Bazılarına gücü yetmiyor.İçi param parça yorgun ama direniyor.En son bir kadın giriyor içeri, çok şeyini anlattığı zaman zaman oturup ağladı karşısında.
‘‘Ne oldu Mehtap? Neyin var?Hadi ablana anlat’’diyor şaşkınlıktan ne demek isteyeceğin o kadında bilmiyor ya gelişi güzel konuşuyor işte.Sarılıyor yanındaki o insana içindeki o yokluk o ölüm o acı karşısında yenik düşen bedeni ona izin vermiyor kovamıyor odadan ve ağlıyor, bir kedi gibi tırmalıyor kadının sırtını canını yakıyor ve ağlıyor içindeki o insanın ölümüne onu bu dünya da yapayalnız bırakışına yarım yamalak kalan bu sevdasına ağlıyor.Susmak aklına gelmiyor, yarı baygın bedeni o her şeyini paylaştığı yatağına düşüyor dayanamıyor.Susuyor..Susuyor ve…
‘‘İçim acıyor bunu anlatamam o öldü’’ sadece bunu diye biliyor.Hiç bir şey anlamıyor kadın.‘‘Kendine gel.Ne oldu anlat sakinleş hadi bu kadar paralama kendini’’diyor kadın bir şeylerin farkına varırcasına.
Bir nefes çekiyor ömründen.. Bir nefes daha gidiyor hayatından umurunda olmuyor bu her şeyin bilincinde ama bir şey hatta hiç bir şey bilmek istemiyor.Çektiği nefesini içinin derinliklerine taşıyor.Kalbi sıkışıyor.
‘‘Ölüyorum…Ailem...Sevdiğim o adam’’diyor.
‘‘Uzaktalar onlar bilmemeli ölüyorum’’ diyor.Nefesi yetmiyor bir yetiyor bir yetmiyor.Babası geliyor aklına yıllarca aşık olduğu o insan emekçi, işçi, elleri nasırlı babası.Görse bu halini ne derdi kızı için?Bunu düşünerek nefesini yavaş yavaş geri bırakıyor ve anlatmaya başlıyor.
‘‘ÖLDÜ…Öldü.’’
‘‘Sevdiğim adam öldü.’’Neden bu kadar anlamak da güçlük çekiyor onu kadın bu defa.
‘‘Kim? Nerede? Ne oldu? Nasıl öldü? Ne diyorsun?’’diye soruyor kadın.

ÖLDÜ….

‘‘İçimin gülen yüzü,yaşadığım iklimim,dünyam.. on dakika önce öldü abla.’’ Anlamak istemiyor ama anlıyor kadın yatırıyor yatağa üzerini örtüyor.
‘‘Sakin ol ölenle ölünmez,geçti yarınlar var yarın doğacak insanlar var bunları düşün!’’diyerek dışarı çıkıyor ve kapı kapanıyor.
Şimdi kim toparlayacak bu odayı kim kapatacak pencereyi?Kim kovacak içindeki bağır çağır kendini yerden yere vuran bu kızı?O da bilmiyor.
Kendini hiç olmadık kadar yalnız hissediyor.
Ölenle ölünmez...Sakin ol...Yarın doğacak insanlar…Yarın, umut, güneş, gün….Bu seslerin yankılandığı kafasının içindeki beynini dinleyerek uyuya kalıyor Ve her şeye kaldığı yerden devam ediyor.Hikayesine...


Gülüşümden ve sözlerimden başka vasiyetim ve servetim yoktur.Her beladan bir alıntıyla kurtuldum.İllaki adını hatırlardım lazım olanın.Kimi cüret etsem sevmeye kendime yenik düştüm.Küsmedim kardayım yediğim dayaktan. Ben yandım.Kalbim kül oldu eski bir kütüphane yangınında.



İşte benim bir hikayem var benzetmesi çok olan bütün acılarımı içinde sakladığım bir hikaye bu.O insan! Yıllar yolar sonra acısının tazeliğiyle dem tutan bir bedenim.Sevgim.. servetim.. yokluğum.. aldanışlığım..
Ve o cümle.

En kötüsü de ne biliyor musun?

Yokluk, arta kalan acı, anlattığım ve anlatamadığım tüm öznelerin içimde ölene kadar benimle her gittiğim yere gelecek olması…Bulamadım şu ana şu zamana kadar onları atacak kokuşmuş bir çöp tenekesi.Eski bir kütüphane yangını ve külleri ömrümün üstünde..Bir betimlemem ve yazı dili yanlış çarpık bir hikaye.İlkelliğimin defalarca ölmesinden arta kalan bu beden, bütün aşklaşmalara, yenilişlere, yaralı-yorgun bütün sevmelere yenik düşmüş, bulduğu her acıyı o çukura gömdüğüm bu hikayem..Yankısında onlarca cümlenin çığlık attığı.Susturmak zorunda kaldığım, susturduğum, nice yorgun yanlarımı içinde barındıran, hesaplaşmalarımın anası, mayası olan.. Nevrotik çatışmalarımın asıl kaynağı olan bir hikaye.
Devam ediyorum kaldığım yerden…

En kötüsü de bu biliyor musun?



İstanbul 2006
_________________
İçimizdekileri ve hayatı selamlayalım

Ekleyen : Mehtap Tarih : 08-08-2006 4037 kez okundu
Deneme yazıları hakkında
Deneme
Deneme yazıları'nın tanımı
Denemenin gelişimi
Deneme çeşitleri
Türk edebiyatında deneme
 
Şiirler hakkında
Şiirin tarihi
Şiirin tanımı
Şiir türleri
 
Rastgele
YİĞİDİM 1
AKILLANDIM
BEN SENİ SEVDİ..
gece
SEN
TURNA UÇUŞLU BA..
yaz çiçekleri
AŞKTI BELKIDE B..
ben ve sen
yanık kokusun..
AH ŞU SEVGİN VA..
SEVGİ UĞRUNA PE..
BIRAK KARDES
okulum
Bir bahar ikind..
 
Destekleyenler
eleman.net
eleman online
elemanonline
kariyer
ders verir
Kiralik
is ilanlari
is ilani
is
özel ders
insan kaynaklari
eleman
 
Anket

Sitemiz hakkındaki görüşleriniz

Güzel 16825
Fena değil 7925
İçerik yetersiz 4417
Kötü 8586


Toplam Kullanılan Oy = 37753
 


Tüm yazıların tüm hakları yazı sahiplerine aittir.Yazıların içeriği ile sitemizin hiç bir ilgisi yoktur .

Sitemizdeki

deneme yazıları , şiirler

veya makaleler yazı sahiplerinden izinsiz kopyalanamaz.

www.yolcu.org - 2005-2008
[ Deneme yazıları, şiirleri, makaleleri, şiir türleri ni sitemizden okuyun. ]
Yolcu